Necati Özkan’dan Hakikat Mektupları #5

Sayın İlgili,

11 Mayıs Pazartesi günü, İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde son yılların en hakikat dışı davalarından biri görülmeye başlanacak. Benim de 4 sanıktan biri olarak yargılanacağım sözüm ona “Askeri ve Siyasi Casusluk Davası”!

HUKUK AKLININ KAYBEDİLDİĞİ BİR DAVA!
Kamuoyuna peş peşe servis edilen 10-12 dalga halindeki “İBB yolsuzluk” davasındaki iddialar tutmayınca, bu kez paranoya ikliminden zehirlenmiş zihinlere yeni bir hikâye servis edilmek istendi. Böylece hukuk aklının ve devlet ciddiyetinin kaybedildiği “casusluk” davası ortaya çıktı.
Mal paylaşımı kavgası içinde olduğu üvey kardeşinin ihbarı sonucu “casusluk” isnadıyla tutuklanmış bir iş adamının hapisten çıkma motivasyonuyla, tutuklandıktan 4 ay sonra verdiği soyut ve hakikat dışı ifadeleriyle açılan bu dava, 2019 İstanbul yerel seçim kampanyasından suç üretmeye yelteniyor.
En hafif tabirle Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na muhalefet isnadına bile konu olamayacak kadar boş ve mesnetsiz bir iddianame var ortada. Sadece hakikati bükmekle kalmıyor; devletin temel direği olan yargı organlarının, suçsuz vatandaşın lehine olan hiçbir ifadeyi, belgeyi ve veriyi dikkate almayacak kadar tarafsızlıktan uzaklaşabildiğini de ortaya koyuyor.

EFTEN PÜFTEN BİR DAVA!
160 sayfalık iddianame metnini okuduğunuzda, 23 Haziran 2019’da tekrarlanan İstanbul yerel seçimlerinden sadece 12 gün önce benimle tanışmaya gelen ve seçimlerden önce sadece bir kez görüşmüş olduğum ihtiraslı bir iş adamının attığı birkaç WhatsApp mesajından, seçimlerin manipülasyonu isnadının çıkarılması için ne denli zorlama bir çaba içine girildiğine şahit oluyorsunuz.

Yine iddianame, TCK’nın yazılı, kesin, kolay anlaşılır ve sonuçları önceden görülebilir maddelerini görmezden gelip, “Mozaik Sır Teorisi” gibi akademik kavramlara yaslanarak, yasal araştırma ve siyasi analizleri bile casusluk isnadına dahil etme çabasına girişiyor. Oysaki, Cumhuriyet Başsavcılarının görevi yasasız suç icat etmek ve dava açmak değil, masum vatandaşın haklarını da koruyabilmek için, yalnızca aleyhe olan kanıtları toplamak değil sanık lehine olan kanıtları da ortaya koymaktır.

Bu nafile çaba, 17 eski İBB çalışanına ait e-postaların şifresinin çalınması isnadına dayanıyordu. 5 Şubat 2026 tarihinde detaylı bir uzman mütalaası yazan Tuncay Beşikçi hakikati olanca çıplaklığıyla ortaya koydu. Buna göre söz konusu veriler 2008, 2014, 2016, 2017 ve Ocak 2019’da Darkweb’e konmuştu. Bu suçu işleyen Ukraynalı ve Polonyalı iki hacker ise tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.
(Bakınız Link 1: 5 Şubat 2026 tarihli uzman mütalaası için tıklayın.)

İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nin re’sen atadığı Siber Güvenlik Bilirkişisi Dr. Öğr. Üyesi İsmail Sinan Tatlıgil’in 2 Mart 2026 tarihli bilirkişi raporu da aynı hakikati olanca yalın bir şekilde ifade etti ve sözüm ona “casusluk” davasının tek dayanağı olan 17 e-maile ait verilerin yukarıdaki tarihlerde satışa çıkarılmış eski veriler olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
(Bakınız Link 2: 2 Mart 2026 tarihli bilirkişi raporu için tıklayın.)

Böylece, Türkiye gündemini haftalarca işgal eden ve devletin güvenliği ile iç ve dış siyasal çıkarlar bakımından gizli kalması gereken bilgilerin dış güçlere verildiği isnadı sanki hakikatmiş gibi gündem yaratılan bu davanın, ne kadar içi boş bir hikâyeye dayandığı netleşti.

İddianamenin ve dayanağı olan 17 e-mail ile ilgili çıplak hakikatin ne olduğunu anlamak için sayfalarca uzman mütalaasını veya bilirkişi raporunu okumanız gerekmez. Bu mektubun eki olarak ilginize sunduğum tek sayfalık “Bölüm-2 Teknik Analiz” tablosuna göz atmanız yeterlidir.
(Bakınız: Ek Bölüm-2 Teknik Analiz)

BAŞLAMADAN BİTMİŞ BİR DAVA!
Bunlara ilave olarak, sözüm ona “İmamoğlu Çıkar Amaçlı Suç Örgütü” davası olarak bilinen İBB davasında, benzeri bir içerikle “13. Eylem” olarak tanımlanan isnat kapsamında ortaya çıkan bilgi, belge, ifade ve tanıklıklarla da gerek “İstanbul Senin” ve gerekse “İBB Hanem” uygulamalarıyla ilgili detaylar anlaşıldı ve 30 Nisan 2026’da bu isnatlarla suçlanan 9 sanık tahliye edildi.

Böylelikle olmayan bir koyundan çift post çıkarma motivasyonunun ne kadar haksız, ne kadar hukuksuz ve hakikat dışı olduğu anlaşılmış oldu.

HAKİKAT YİNE KAZANACAK!
Maksadı ne olursa olsun, eski bir Harbiyeli, emekli bir muvazzaf subay ve 42 yıllık profesyonel bir iletişimci olarak ben, bu gayriciddi iddianameyi ciddiye alıyorum. Hukuka olan tüm inancımla, kamuoyunun ve adaletin tesisiyle görevli makamların hakikati hiçbir kuşkuya yer kalmayacak şekilde anlaması için ifade vereceğim.

Bu şekilde derdest davada, hukukun galip gelmesini sağlayarak hepimizin ortak geleceği ve devletimizin bekasına katkı sağlamış olmayı umut ediyorum.

Sizden tek talebim, bu mektupta linkleri verilen iki raporu okumanız veya en azından ekteki bilirkişi raporunun özeti olan tabloya göz atmanız ve hakikati etrafınızdaki yetkililerle paylaşmanızdır.
Rahmetli Erdal İnönü’nün de sık sık dediği gibi, “Gerçeklerin er geç ortaya çıkmak gibi kötü bir huyu vardır.

Burada da öyle olacak. Kısa sürede…

Saygılarımla,

Necati ÖZKAN
Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu
9 no’lu F Tipi Kapalı Ceza infaz Kurumu C61, Silivri

EK_Bölüm 2_Teknik Analiz

Bilirkişi Raporu

4 Mayıs 2026